.......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .......................................................... .................................................... ........................................................

...................................................................................................................................

***DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN..*** - HUZURLU AİLE VE HUZURA DAVET MERKEZİ - Blogcu



HUZURLU AİLE VE HUZURA DAVET MERKEZİ

31/10/2009 - ***DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN..***



Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: "Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık." (Enam Suresi, 27)
Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mülk Suresi, 10)

 

İşte Bu yazının amacı, 'keşke akıl etmiş olsaydık, keşke Rabbimizin ayetlerini yalanlamamış olsaydık, keşke bizi uyaranların sözlerine uysaydık, keşke…' diyecekleri ve toprak olarak yok olmayı dileyecek kadar büyük bir pişmanlık duyacakları böyle bir güne karşı insanları uyarmak ve henüz telafi imkanı varken ...Allah için yaşamaya çağırmaktır.
Unutmayın ki, o gün hiç kimsenin pişmanlığı kimseye fayda vermeyecek ve kişiyi Allah'ın azabından kurtaramayacaktır. Bu pişmanlığı yaşamamanın tek yolu da henüz vakit varken Allah'a teslim olmak, O'nun emrettiği şekilde bir hayat sürmektir.

Azab size gelip çatmadan evvel,
Rabbinize yönelip-dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azab apansız size gelip çatmadan evvel.
Zümer Suresi, 54-55)

........... 
Hz. Ali'ye (r.a), birisi geldi. Adam, ölümü, tekrar dirilmeyi, ahirette hesabı, cenneti ve cehennemi inkar ediyordu. Hz. Ali'ye:
- Ya Ali, siz müslümanlar ölüme ve ölüm ötesine inanıyorsunuz; biz ise inanmıyoruz. Siz cehennemden kurtulmak, cennete girmek için bir sürü ibadet ediyor, mal harcıyor, zahmete giri...yorsunuz. Bu zahmet değer mi? Hem ölümden sonra tekrar dirilmenin olacağı ne malum?" diye sordu.
Hz. Ali (r.a) adamı sükunetle dinledi, sonra ona şu cevabı verdi:

Evet, ölümden sonra dirilmek, hesaba çekilmek, cennete veya cehenneme girmek, ya senin dediğin gibi yoktur; ya da bizim dediğimiz vardır. Önce senin dediğinin doğru olduğunu düşünelim. Ölümden sonra ahiret hayatı yoksa, seninle biz aynı durumdayız. Sana da yok bize de yok. Bu arada bizim Yüce Allah için kıldığımı...z namazların, yaptığımız ibadetlerin, hayır ve iyiliklerin, güzel ahlakın, verdiğimiz zekat ve sadakaların bize bir zararı olmaz. Ama, ya ahiret varsa, bizim dediğimiz doğru çıkarsa, senin hâlin nice olur?
 
artık düşünmek size kaldı. yine diyorum ki..
 Azab size gelip çatmadan evvel,
Rabbinize yönelip-dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azab apansız size gelip çatmadan evvel.
Zümer Suresi, 54-55)

 
 
BİR İNSAN YARATILIŞI VE YARATILIŞINI DÜŞÜNMÜYORSA BU DÜNYADA OLUŞ AMACINI KAVRAYAMAZ. BU DÜNYAYA NEDEN GELDİĞİNİ, YAŞAMA AMACININ NE OLDUĞUNU VE NEREYE GİDECEĞİNİ ANLAYAMAZ...
   DEĞERLİ KARDEŞLERİM İNTERNET ÜZERİNDE HABERLEŞME İLETİŞİM ÇIĞ GİBİ BÜYÜMEKTEDİR. İNSANLAR İYİ KÖTÜ BİR ÇOK ŞEYLERİ BU ORTAMLARDA BİRBİRLERİYLE PAYLAŞMAKTADIR. ÖNEMLİ OLAN İSE İNSANIN NEYİ PAYLAŞMIŞ OLDUĞUDUR.
   BU AMAÇLA HAZIRLADIĞIM BU YAZININ BİRÇOK İNSANA ULAŞMASINI ÜMİD EDİYORUM. ÖYLEKİ, İNSANLARI İSLAMA DAVET ETMEK BİR MÜSLÜMANIN ÖNEMLİ SORUMLULUKLARINDAN BİRİDİR. İNSANLARA ALLAH'IN VARLIĞINI BİRLİĞİNİ ANLATMAK, ALLAH'IN DİNİNİ YAŞAMAYA DAVET ETMEK, ONLARA İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜKTEN SAKINDIRMAK  MÜMİNLERİN ÖNEMLİ GÖREVLERİNDEN BİRİDİR. ONUN İÇİNDİR Kİ BU YAZININ BİR ÇOK İNSANA ULŞMASINI ÜMİT EDİYORUM.
   SİZLERDEN TEK İSTEDİĞİM BU MESAJI KİŞİ LİSTENİZDE BULUNAN BÜTÜN İNSANLARA GÖNDERMENİZDİR... SAKIN BOŞ DEMEYİN.. VE..
   UNUTMAYINKİ SİZİN SAYENİZDEDE BELKİ BİR İNSAN BU YAZIYI OKURDA ALLAH'IN İZNİYLE HİDAYET BULABİLİR. ALLAH RIZASI İÇİN YAPACAĞINIZ İYİ VE GÜZEL ŞEYLER YİNE ALLAH'IN İZNİYLE SİZE YARAR SAĞLAYACAKTIR.
SELAM VE DUA İLE.. ALLAH'A EMANET OLUNUZ....TURGUT....

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

Hakkımda

YER YÜZÜNDEKİ HER VARLIK BİR KİTAPTIR. BİR İNSAN BU KİTAPLARI OKUMA DÜŞÜNCESİNE SAHİPSE NE MUTLU... BU SAYFALARI YALNIZCA RABBİMİN RIZASINI KAZANMAK İÇİN HAZIRLADIM.. BU SAYFALARDAN ALINTI YAPMAK SERBESTİR... BİR ÇOK İNSANA TAVSİYE EDEBİLİRSİNİZ.. UNUTMAYINKİ SİZİN SAYENİZDEDE ALLAH RIZASI İÇİN BİR İNSAN HİDAYET BULABİLİR.. ALLAH RIZASI İÇİN YAPACAĞINIZ HERŞEY, YİNE ALLAHIN İZNİYLE SİZLERE FAYDA SAĞLAYACAKTIR.. SELAM VE DUA İLE...KARDEŞİNİZ TURGUT.

Bağlantılar

  • Ana Sayfa
  • Profilim
  • Blog Arşivi
  • RSS
  • İSTANBUL TÜRKİYE VE HUZURA DAVET MERKEZİ.
  • FLAŞ TANITIMLAR..
  • BAŞKA BİR SAYFA HUZUR DOLU ZİYARET EDİNİZ.
  • GÜZEL BİR EZGİ. (İNGİLİZCE)..
  • BİLİM ADAMLARI DİYORKİ...
  • BİLGİSAYARINIZ BESMELEYLE AÇILSIN İSTERMİSİNİZ. TIKLAYINIZ...
  • KURANDA ÖRTÜNME EMRİ...
  • AÇIKLAMALI FLAŞ TANITIMLAR.
  • AYETLERLE KURAN BİLGİSİ.
  • İSLAMİ FORUM SONSUZLUK ORG
  • DEVEDEKİ YARATILIŞ MUCİZESİ.
  • YUNUSTAKİ TASARIM.
  • KEMİKTEKİ TASARIM..
  • BAL ARISI MUCİZESİ...
  • KUTUP AYILARINDAKİ MÜKEMMEL TASARIM..
  • İNSAN VÜCUDUNDAKİ MUCİZELER...
































    Create Your Own Custom Message

  • HUZURLUAİLE
    SAKIN UNUTMAYIN...! Tek İlah Allah'tır... Tek Yol Gösterici Kuran'dır ... Her Anınız Kaderde Yazılıdır ... Şeytanı Varlığını Unutmayın ... Dünya: Geçici Bir İmtihan Yeri ... Her An Ölebileceğinizi unutmayın ... Kıyamet ve Hesap günü ... Azap Mekanı Cehennem... Mükafat Yurdu Cennet ... Allah'a Dua Etmeyi Unutmayın!... Allah'a Karşı Daima Samimi Olun... Bağışlanma Dilemeyi Unutmayın ... Öğüt ve Hatırlatma Fayda Verir ... Tüm Canlıları Allah Yaratmıştır ...
    PEYGAMBERİMİZ (SAV.) İN VEDA HUTBESİ.. "Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha buluşamayacağım. Ey insanlar; bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz nasıl mukaddes bir şehir ise; canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da öyle mukaddestir, her türlü saldırıdan emindir. Ashabım! Yarın Rabbiniz'e kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da işitenlerden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş olur. Ey ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lakin borcunuzun aslını vermek gerekir. Ne zulmediniz ve ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahiliyeden kalma bu çirkin adetlerin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalip oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Ashabım! Cahiliye döneminde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. İlk kaldırdığım kan davası da Abdulmuttalib'in torunu (yeğenim) Rebia'nın kan davasıdır. Ey insanlar! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyetini kurmak gücünü ebedi surette kaybetmiştir. Fakat siz bu kaldırdığım şeyler dışında küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bundan sakınınız. Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; aile yuvasını sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa onları öğütle sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru bir şekilde her türlü giyim ve yiyeceklerini temin etmenizdir. Müminler! Size bir emanet bırakıyorum ki siz ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiçbir zaman şaşırmazsınız. O emanet Allah'ın kitabı Kuran'dır. Müminler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi öğreniniz. Müslüman Müslümanın kardeşidir, böylece bütün Müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz, başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisi vermiş olsun. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. İnsanlar! Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Varis için vasiyete gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet cezası vardır. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün Müslümanların düşmanlığına uğrasın. Cenab-ı Hak bu insanların ne tevbelerini ne de adalet şehadetlerini kabul eder. Ey insanlar! -Yarın beni sizden soracaklar. Ne diyeceksiniz? -Allah'ın risaletini tebliğ ettin; vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve nasihatte bulundun diye şehadet ederiz. Resulullah (sav) şehadet parmağını göğe kaldırarak üç kez: -Ya Rab şahid ol! Ya Rab şahid ol! Ya Rab şahid ol! (buyurarak Arafat'taki hutbesini tamamladı.
    PEYGAMBERİMİZ (SAV) TEBLİĞ MEKTUPLARI.... De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Al-i İmran Suresi, 64) Habeşistan Necaşisine Gönderilen Mektup Hz. Muhammed (sav)'in Habeşistan Kralı Ashama'ya hitaben yazmış olduğu mektup, Müslümanların Hıristiyanlara bakış açısını göstermesi açısından son derece önemlidir. Ashama, Hz. Muhammed (sav)'in mektubunun ve Müslüman elçilerle yaptığı konuşmaların sonrasında, ülkesine sığınan Müslümanları koruyan bir politika izlemiştir. Peygamberimiz (sav), mektupta şöyle buyurmuştur: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, Allah Resulü Muhammed'den Habeş Necaşisi Ashama'ya. Kendisi'nden başka İlah bulunmayan gerçek Hükümdar, Mukaddes, Selam, Koruyucu, Kurtarıcı olan Allah'ın övgüsünü sana iletirim. Tasdik edip şehadet ederim ki; Meryem oğlu İsa Allah'ın Ruhu ve Kelimesi'dir. Kendisine dokunulmamış Meryem'e nasib edilmiştir. Böylece Meryem İsa'ya hamile kalmış, Allah Teala da Ruh ve Nefesi'nden olmak üzere Adem'i nasıl yarattıysa onu da öylece yaratmıştır. Seni Tek olan ve Eşi bulunmayan Allah'a çağırıyorum. O'na itaat konusunda karşılıklı yardıma çağırıyorum. Beni takib et, bana uy ve bana gelen şeye iman et. Muhakkak ki ben, Allah'ın Resuluyüm. Bu nedenle seni ve etrafında bulunan askerlerini Allah'a iman etmeye davet ediyorum. Nasihat ve sözlerim size ulaşınca kabul etmenizi tavsiye ederim. Amca tarafından yeğenim olan Cafer'i yanında az sayıda Müslüman grubuyla beraber sana doğru yola çıkarıyorum. Selam gerçek hidayet yolu üzerinde bulunanlara olsun. Peygamberimiz (sav)'in Mısır'da Mukavkıs'a Gönderdiği Mektup Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, Allah'ın kulu ve Resulü Muhammed'den, Kıbtilerin Büyüğü Mukavkıs'a. Allah'ın Selamı; hidayet yoluna girmiş bulunanların üzerine olsun. Buna göre Ben, Seni tam bir İslam daveti ile çağırıyorum. İslam'a gir. Sonunda emniyet ve selamet içinde olursun. Bunun karşılığında Allah sana iki defa sevab verecektir. Şayet bundan kaçınacak olursan bütün Kıbtilerin günahı senin üzerinde toplanacaktır Bizans İmparatoru Heraklius'a Gönderilen Mektup Hz. Muhammed (sav)'in, Bizans İmparatoru Heraklius'a gönderdiği mektup da Ehl-i Kitab'a yapılacak davette Kuran'dan ayetlerin kullanılmasının gerektiğini gösteren hikmetli bir örnektir. Peygamber Efendimiz (sav), mektubunda daha önce aktarılan Al-i İmran Suresi 64. ayetini, yazarak tebliğ yapmıştır. Bismillahirrahmanirrahim, Allah'ın kulu ve elçisi Muhammed'den, Bizanslıların büyük reisi Herakliyus'a: Selam hakikat yolunu izleyene (olsun)! İlave edeyim ki, seni bütün olarak İslam'a davet ediyorum. İslam'ı kabul et ki felah bulasın. İslam'ı kabul et ki Allah değerini iki kat artırsın. Ama eğer kaçınırsan, tebeanın günahı da senin üzerine yüklenecektir. Ve siz, ey Kitab-ı Mukaddes'in insanları (Ey Ehl-i Kitab!) sizinle bizim aramızda aynı olan bir söze doğru geliniz; ki biz ancak Allah'a taparız, Ona hiçbir şeyi ortak koşmayız ve aramızda kimse kimseyi, Allah'ın dışında sahib (Rab) edinmez. Şimdi, eğer kaçınırlarsa, şöyle deyiniz: Şahit olun biz Müslümanlardanız (Allah'a teslim olanlarız). İran İmparatoru Kisra'ya Gönderilen Mektup Hz. Muhammed (sav) müşrik toplulukların liderlerine gönderdiği mektuplarında onlara sonsuz ilim sahibi Allah'ın tek İlah olduğunu ve kendisinin de O'nun elçisi olduğunu tebliğ etmiştir. Ehl-i Kitap olan topluluklardan farklı olarak müşrik toplumlara yollanan bu mektuplarda Yüce Allah'ın varlığı ve birliği ana konu olarak vurgulanmıştır. Bismillahirrahmanirrahim, Allah Resulü Muhammed'den, İranlıların büyüğü Kisra'ya: Selam, hakikat yolunu izleyip Allah'a ve Resulüne iman edenlerin ve Allah'tan başka İlah olmadığına, O'nun bir ve ortaksız olduğuna ve Muhammed'in O'nun kulu ve Resulü olduğuna şehadet edenlerin üzerine olsun! Seni İslam'ı kabule çağırıyorum. Zira Ben, Allah'ın, canlı olan herkesi uyarmak ve ilahi kelamın kafirlere karşı hükmünü tamamlaması için tüm insanlara gönderdiği elçisiyim. Şimdi İslam'a teslim ol ve felaha er. Ama eğer reddedersen, o zaman Mecusilerin günahları da senin üzerine olacaktır. Uman Melikleri Ceyfer ve Abd'e Gönderilen Mektup Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, Allah Resulu Muhammed'den, Culanda'nın iki oğulları Ceyfer ve Abd'e: Selam, hakikat yoluna tabi olanlar üzerine olsun! Sizin her ikinizi İslam'ın davetine çağırıyorum. İslam'a tabi olun ve kurtuluşa erin. Zira ben, Allah'ın tüm canlıları uyarmak üzere ve vaadini kafirler üzerine tamamlaması için tüm insanlığa gönderdiği elçisiyim. Şimdi, eğer her ikiniz de İslam'ı tanırsanız, her ikinize de iktidar vereceğim. Ama ikiniz de (İslam'ı) kabul etmeyi reddederseniz, ikinizin de krallığı sizden uzaklara yok olup gidecektir, süvarilerim, ülkenizde ordugah kuracaklar ve peygamberlik vasfım krallığınıza galip gelecektir. El Ahsa Valisi El Münzir'e Gönderilen Mektup Bismillahirrahmanirrahim. Allah Resulü Muhammed'den, El-Münzir b. Sava'ya! Selam üzerine olsun. Seni, kendisi dışında hiçbir ilah olmayan tek bir Allah'a hamd etmeye çağırıyorum ve ilan ediyorum ki, O'ndan başka hiçbir tanrı yoktur ve Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür. Sana Kadir-i Mutlak ve Şanı Yüce Allah'ı hatırlatırım ki; zira kim iyi bir nasihate kulak verirse kendi iyiliği içindir; ve kim benim elçilerime itaat eder ve emirlerine uyarsa bizzat bana itaat etmiş olur. Ayrıca, kim onlar hakkında iyi düşünürse benim hakkımda iyi düşünmüş olur. Muhakkak benim elçilerim seni övmüşlerdir. Ben de senin halkına şefaatini kabul ediyorum. Şimdi, Müslüman olmadan evvel sahip oldukları şeyleri Müslümanların elinde bırak. Ve ben suçluları affediyorum. Şimdi sen de onların pişmanlıklarını kabul et. Biz ise, sen iyi davrandığın sürece seni görevden azletmeyeceğiz. Aksine, kim ki Yahudilik ya da Mecusilikte ısrar ederse cizyeye tabi olacaktır. Bu mektuplar, Müslümanların Ehl-i Kitap ve diğer müşrik ve inkarcılar ile olan ilişkilerinde nasıl davranacaklarını görmeleri açısından günümüzde de çok değerli tebliğ örnekleridir. Dinsizliğe karşı mücadele etmesi gereken Müslümanların ve Ehl-i Kitab'ın birleştirilmesi için de bir yöntemdir. Bu birliktelik, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişini beklediğimiz bugünlerde dünyayı aydınlığa ve huzura kavuşturacak en önemli vesilelerden biri olacaktır.
    PEYGAMBERİMİZ (SAV) DİLİNDEN MİRAÇ GECESİ.. “Bir gece halam Ummühânî’nin evinde (bir rivayete göre Kabe’de) iken Cebrail (a.s.) geldi. ‘Ey muhterem nebi! Rabbin huzuruna varmak için kalk, melekler seni bekliyor.’ dedi. Göğsümü göbeğime kadar yardı. Kalbimi çıkarıp, iman dolu bir altın tasta yıkadı. Tekrar yerine koydu. Bundan sonra katırdan küçük ve merkepten büyük, beyaz renkte “Burak” isminde bir hayvana bindirildim. Bu hayvan, her adımını, gözün görebildiği son noktaya atıyordu. Bir anda Mescid-i Aksa’ya geldik. Cebrail, Burak’ı, bütün peygamberlerin hayvanlarını bağladıkları bir halkaya bağladı. Mescidde diğer peygamberlerin ruhları temessül etti. Bize selâm verdiler. Ben de selâmlarına karşılık verdim. Cebrail bana, ‘Öne geç ve nebilere iki rekât namaz kıldır.’ dedi. Ben de imam olup namazı kıldırdım. Cebrail bana biri süt, biri şarap dolu iki kap getirdi. Ben sütü içince, ‘Yaratılışına uygun olanı seçtin.’ dedi.” Ebu Said-i Hudrî’nin rivayetine göre, Peygamber Efendimiz şöyle devam ettiler: “Bundan sonra bir Miraç (merdiven) getirildi ki, ben ondan güzel bir şey görmedim. Cebrail, beni bu merdivenden Hafaza kapısına kadar çıkardı. Burada Cebrail, semanın açılmasını istedi ve orada şöyle bir konuşma geçti. İçerden soruldu: - Sen kimsin? - Ben Cebrail’im. - Yanındaki kim? - Muhammed (s.a.s.) - Ya! O, Resul olarak gönderildi mi? - Evet. Hemen kapıyı açtılar ve beni selâmladılar. Bir de ne göreyim! Semayı muhafaza eden İsmail isminde müekkel büyük bir melek, yanında yetmiş bin melek ve o meleklerden her birinin yanında da yüz bin melek var. Bunlardan ayrılınca; bünyesi, yaratılışından beri hiç değişmemiş bir adamın yanına geldim. ‘Ya Cebrail, bu kimdir?’ diye sorduğumda, ‘Baban Adem’dir.’ diye cevap verdi. O, bana selâm verdi ve, ‘Hoş geldin ey salih nebi, ey salih evlat!’ diye karşıladı. Sonra, ikinci semaya çıktık. Orada Yusuf (a.s.) ile buluştuk. Yanında, ümmetinden kendisine tâbi olanlar da vardı. Yüzü ayın ondördü gibi aydındı. Onunla da selâmlaştık.” Peygamber Efendimiz, üçüncü semada Yahya ve İsa (a.s.) ile; dördüncü semada İdris (a.s.) ile, beşinci semada Harun (a.s.) ile ve altıncı semada ise Hz. Musa (a.s.) ile görüşür. Resulü Ekrem, anlatmaya devam ediyor: “Daha sonra yedinci semaya geçtik. Orada İbrahim (a.s.) ile buluştum. Sırtını Beytü’l-Ma’mûr’a dayamış; beni selâmladı. ‘Hoş geldin ey salih nebi!.. Hoş geldin ey salih evlât.’ dedi. Burada bana denildi ki, ‘İşte senin ve ümmetinin mekânı.’ Sonra Beytü’l-Ma’mur’a girdim, içinde namaz kıldım. Bu beyti her gün yetmiş bin melek tavaf eder ve bir daha kıyamete kadar tavaf için bunlara sıra gelmez.” Peygamberimiz, yedinci semada gördüklerini anlatmaya devam ediyor: “Burayı gezerken bir ağaç gördüm ki, bir yaprağı bu ümmeti bürür. Ağacın kökünden bir memba akıyor ve ikiye ayrılıyordu. Cebrail’e bunu sorduğumda dedi ki: ‘Şu Rahmet Nehri, şu da Allah (c.c.)’ın sana verdiği Kevser Havuzu’dur.’ Rahmet Nehri’nde yıkandım. Geçmiş ve gelecek günahlarım affedildi. Sonra, Kevser yolunu tutarak cennete girdim. Orada gözün görmediği, kulağın işitmediği, beşerin hayal ve hatırına gelemeyecek şeyler gördüm. Bundan sonra Sidretü’l-Münteha’ya kadar çıktık. Sidre’den yükselince Cebrail durakladı ve, ‘Ya Muhammed, yemin ederim ki, ben buradan bir karış ileriye geçersem yanarım. Benim buradan ileriye geçmeye takatim yoktur.’ dedi.” İnsanlığın İftihar Tablosu, lâhut âleminin bu en yüksek yerinde “Refref” denilen bir vasıtayla Allah’ın dilediği yere gelir. Bir rivayette, Peygamberimiz şöyle buyururlar: “Sidre’den sonra öyle bir yere yükseldim ki, kaza ve kaderi yazan kalemlerin çıkardıkları sesleri duydum. Arş’ın altına geldiğimde, Arş’ın üstüne baktım; ne zaman var, ne mekân, ne de cihet. Rabbimin şu lâhutî sesini işittim; “Yaklaş ey Muhammed! Ben de Kâbe Kavseyn miktarı yaklaştım. Rabbimin ilhamı ile şunları okudum: “Ettahiyyatü lillahi, vessalavatü, vettayyibatü’ (En güzel tahiyye Allah’a mahsustur. Bedenî ve malî ibadetler de O’na lâyık ve mahsustur.) Bunun üzerine Allah (c.c.) şu mukabelede bulundu: “Es-selâmü aleyke eyyühen-nebiyyü ve rahmetullali ve berekâtühü.’ (Ey nebî, selâm sana olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi de sana olsun.) Ben tekrar; ‘Esselâmü aleynâ ve ala ibadillahissalihine. Eşhedüenlâ ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühu ve ressulühu.’ (Selâm bizim ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun. Ben şehadet ederim ki, Allah birdir. Ondan başka ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki, Muhammed, Allah’ın kulu ve elçisidir.) dedim.” Resûlullah Efendimiz, Rabbinden birçok vahiyler alarak, aynı yollardan geri döner. Hz. Musa’nın yanına gelince; Hz. Musa, “Allah sana neler emretti?” diye sorar. Peygamberimiz de, elli vakit namazla emrolunduğunu söyler. Hz. Musa, “Ya Resulallah, elli vakit namaz, çoktur. Bu, senin ümmetine ağır gelir, yapamazlar. Rabbine iltica et de hafifletsin.” der. Bunun üzerine, Peygamberimiz tekrar geri dönüp, namazın hafiflemesini diler. Önce on vakit kaldırır. Peygamberimiz, Hz. Musa’nın yanına gelip durumu bildirince; Hz. Musa, bunun da çok olacağını söyler. Bu minval üzere Peygamberimiz birkaç kere geri dönerek Rabbine iltica eder ve böylece; namaz beş vakte kadar indirilir. En sonunda Peygamber Efendimiz Mekke’den ayrıldığı noktaya getirilir. (Buhari, Salât, 8; Bed’ü’l-halk, 6; Mi’râc, 42; Tevhid, 37; Menakıb, 41; Müslim, İman, 75; Şevkânî, 5/123/124; Taberî, 15/5)
    Sonsuz Azaptan Kurtulmak İçin BU BİR HATIRLATMADIR.... Kuran ahlakından yüz çeviren kişilerin hiçbir kurtuluşlarının olmayacağı cehennemde dehşet verici bir azapla karşılaşmaları sadece bir an meselesidir. Bu nedenle her insan, KURAN'DA anlatılan gerçekleri öğrendiğinde hiç zaman yitirmeden içinde bulunduğu yanlışlıktan geri dönmeli, Rabbimiz'den bağışlanma dileyerek O'nun yolunda çaba harcayacağı bir hayatı seçmelidir. Kuran'da şöyle bildirilmektedir: O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak, yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir. (Hicr Suresi, 2-3) Sonsuz azaptan ve bu pişmanlıktan kurtulmanın ve Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmanın yolu ise çok açıktır: Geç olmadan Allah'a gönülden iman etmek ve tüm yaşamını O'nu razı edeceği umulan davranışlarla geçirmek Rabbiniz'den olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Al-i İmran Suresi, 133)
    HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?... Dünyaya gelmeden önce yok olduğunuzu ve yokken bir anda var olduğunuzu hiç düşündünüz mü? Muzun, karpuzun, kavunun, portakalın kabuklarının kaliteli birer ambalaj görevi gördüğünü, bu meyvelerin tatlarının ve kokularının korunması için özellikle bu ambalajların içine paketlendiklerini hiç düşündünüz mü? Hayatınızın büyük bir hızla gelip geçtiğini, bir gün güçten düşerek yaşlanacağınızı, güzelliğinizi, sağlığınızı, gücünüzü yavaş yavaş kaybedeceğinizi hiç düşündünüz mü? Bir gün, hiç beklemediğiniz bir anda Allah'ın görevlendirdiği ölüm meleklerini karşınızda görerek bu dünyadan ayrılacağınızı hiç düşündünüz mü? Peki insanların kısa sürede terk edecekleri bir dünyaya neden bu kadar çok bağlandıklarını ve asıl yapmaları gerekenin ahiret için çaba göstermek olduğunu hiç düşündünüz mü? İnsan, Allah'ın yarattığı ve düşünme yeteneği verdiği bir varlıktır. Ne var ki, insanların çoğunluğu bu çok önemli yeteneği gereği gibi kullanmazlar. Oysa her insan kendisinin dahi farkında olmadığı bir düşünce kapasitesine sahiptir. İnsan bu kapasiteyi kullanmaya başladığında o güne kadar fark edemediği birçok gerçeği görür. Düşüncede derinleştikçe düşünme kapasitesi gelişir ve bu herkes için mümkündür. Ancak bu noktada önemli olan, insanın "düşünmesi" gerektiğini fark etmesidir. Bunu fark eden her insanın başta kendisinin, daha sonra evrende gördüğü herşeyin ve yaşamı boyunca karşılaştığı her olayın yaratılış amacını düşünmesi gerekir. Bu konuda Kuranda şu şekilde buyrulmuştur: Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar. (Rum Suresi, 8)
    Hastalıklardaki Bazı Hikmetler * Hastalık insana acizliğini ve Allaha muhtaç olduğunu hatırlatır. Mikroskobik bir virüsün kendi bedeni üzerinde meydana getirdiği zayıflığa engel olamayan insan, böyle anlarda acizliğini ve Allaha ne kadar muhtaç bir durumda olduğunu çok daha iyi kavrar. * Hastalıkla birlikte sağlıklı olmanın Allahın bir lütfu ve nimeti olduğu daha iyi anlaşılır. Uzun süre hasta olmayan, dolayısıyla bir rahatsızlık, ağrı ya da acı hissetmeyen insan bu duruma alışır. Ama ani bir hastalık ile karşılaştığında aslında sağlıklı olmanın Allahın bir lütfu olduğunun farkına varır. * İnsan ciddi bir hastalıkta dünyanın geçiciliğini, ölümü ve ahireti daha çok düşünür hale gelebilir.Bazı insanlar hayati önemi olan bir hastalığa yakalandıklarında ya da bir uzuvlarını kaybettiklerinde bunu kendileri için kötü bir olay olarak değerlendirebilirler. Oysa belki de bu kişinin hastalığı dert olarak, bela olarak değil, ahirette kurtuluş bulması ve yalnızca Allaha yönelmesi için bir vesile olarak kendisine verilmiş olabilir. * İnsanın Allaha olan duası ve yakınlığı artar. Ciddi bir hastalığın vücut üzerindeki belirtileri arttıkça birçok insan düşünmekten kaçtığı ölümü düşünmeye başlar ve bu durumda kişi tüm samimiyetiyle Allaha dua ederek sağlıklı bir hale gelmeyi ister. * Hastalığı öncesinde Allaha tam olarak teslim olmamış bir kişi belki hastalığı sayesinde bu güzel özellikleri kazanabilir; geçici dünya hayatındaki kısa süreli sıkıntılarının karşılığında sonsuz cennet hayatının nimetlerine kavuşmayı umabilir. Allah dilerse insan hiçbir zaman hasta olmaz, ağrı duymaz veya acı çekmezdi. Ama eğer insan böyle bir zorlukla karşılaşırsa da, bilmelidir ki bu zorluğu yaşamasının, hem dünyanın geçiciliğini hem de Allahın sonsuz gücünü anlayabilmesi açısından pek çok hikmeti vardır. Unutulmamalıdır ki, bu gerçeği kalben kavrayabilmek ve asıl olarak böyle bir olayla karşılaştığında güzel ahlak gösterebilmek çok önemlidir.

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

  • rindiseyda
  • muhammetreis0678
  • mansur
  • candedim
  • hacihocahafiz
  • hasretim82
  • zerirem
  • gezegen42
  • bismihu
  • djazemimm87
  • dkabogretmeni
  • hasanbeyan
  • ahuozturk
  • receppiskin
  • nurbozkurt
  • karacicek
  • kirmizikaranfil
  • yasinsengul
  • gulsahhhh
  • nurrisalelerim
  • sariyahsiligorkem
  • destebasi
  • islamiyetnurlari
  • aydinli09
  • sorularlaislam
  • Sevdalist - Sevdalara.net
    Kayıt: - Toplam:
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa
    ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA... SEVGİLİ MİSAFİRLER AŞAĞIDAKİ VİDEOLAR DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN HAZIRLANMIŞTIR. BU VİDEOLARDAKİ DİĞER BİR AMAÇTA TÜM İNSANLARI BİRKEZ DAHA OLSUN DÜŞÜNMEYE DAVET ETMEKTİR.LÜTFEN DİKKATLE ANLATILAN KONULARI DİNLEYELİM. İNANIN BURADAN ALACAĞINIZ BİLGİ SİZİ GERÇEĞİ DÜŞÜNMEYE, VİCDANINIZIN SİZİ DOĞRUYA ÇAĞIRAN SESİNİ DÜŞÜNMEYE YÖNELTECEKTİR. SEVGİLİ KARDEŞLERİM, BAZI İNSANLAR ÖLÜMDEN SONRA HAYATIN OLMAYACAĞINI DÜŞÜNÜRLER OYSA BU BÜYÜK BİR HATADIR. ŞUNU ASLA UNUTMAYINIZ. EĞER ONLARIN DEDİĞİ DOĞRUYSA BİZİM HİÇBİR KAYBIMIZ OLMAZ. BİZLERDE ONLAR GİBİ YOK OLUP GİDERİZ. AMA YA BİZİM DEDİĞİMİZ DOĞRUYSA. O ZAMAN ONLARIN HALİ NE OLACAK... ONUN İÇİN İNANCINIZDAN ASLA ÖDÜN VERMEYİNİZ. VE SİZİN VİCDANINIZIN DOĞRUYA ÇAĞIRAN SESİNİ ASLA SUSTURMAYINIZ. ÇÜNKÜ YARIN HUZUR MUTLAKA İNANANLARIN VE KURAN AHLAKINI YAŞAYANLARIN OLACAKTIR .. SELAM VE DUA İLE KARDEŞİNİZ. TURGUT...... NOT: SEVGİLİ KARDEŞLERİM BAĞLANTILAR BÖLÜMÜNDE ZİYARETÇİ DEFTERİ EKLENMİŞTİR. DÜŞÜNCELERİNİZİ PAYLAŞMANIZI İSTERİM. SEVGİYLE KALINIZ. AYRICA VİDEOLARIN YÜKLENMESİ BİRAZ UZUN OLABİLİR. YÜKLENDİKTEN SONRA RAHATCA İZLEYEBİLİRSİNİZ.